17 Aralık 2018
9 Rebiü'l-Ahir 1440

İki günü bir olan ziyandadır. ( Hadis-i Şerif )

Makale

21.05.2018

Fi­râ­se­te, nef­si­nin gururundan sıyrılıp Al­lâh’ın nû­ruy­la ba­kan­lar nâ­il ola­bi­lir­ler. İslâm târihinde bu hâlin pek çok misâli vardır:
Haz­ret-i Enes (ra), ken­di ri­vâ­ye­ti­ne gö­re; bir ­gün Haz­ret-i Os­man (ra)’a gi­der­ken yol­da bir ka­dın gö­rür. Ka­dı­nın gü­zel­li­ği ak­lı­na ta­kı­lır. Bu dü­şün­ce ile Haz­ret-i Os­man’ın ya­nı­na gi­rer. Onu gö­ren Haz­ret-i Os­man (ra):
“–Ey Enes! Göz­le­rin­de zi­nâ iz­le­ri ol­du­ğu hâl­de bu­ra­ya gi­ri­yor­sun.” der.
Bu söz kar­şı­sın­da şa­şı­ran Enes (ra), hay­ret için­de:
“–Al­lâh’ın Ra­sû­lü’nden son­ra da mı va­hiy ge­li­yor?” di­ye so­run­ca, Haz­ret-i Os­man (ra):
“–Ha­yır, bu bir ba­sî­ret ve doğ­ru bir fi­râ­set­tir.” bu­yu­rur.
Firâsetin şartı, yenilen lokmanın helâlliğine dikkat etmek ve kalbî hayâtı inkişâf ettirici bir takvâ hâlinde yaşayabilmektir. Bu sayede kalp, mânevî bir röntgen hâline gelir. Karşısındaki insanın iç hâli ona akseder.
(Osman Nûri Topbaş, Genç Dergisi, Kasım-2009)

E-Bülten
E-bülten listemize mail adresinizi bırakarak bizden haberdar olabilirsiniz!